Merhaba Günlük! (1. Hafta)



2017'nin benim için pek iyi geçtiği söylenemez. 2018 geldi, ben hala 2017 Out 2018 In yazımı bitiremedim. Orada 2017'den ve onun bana nasıl hayatı cehenneme çevirdiğinden uzun uzun bahsedeceğim. 2018 gelirken yeni yıl için bir kararlar listesi oluşturmadım. Ancak eskisi bitip, yeni yıl gelince 2018 için kararlarım kendiliğinden listelenmeye başladı. 2017 yılı bana yeniden hortlayan bir panikatak ve varlığından gittikçe rahatsız olmaya başladığım bir depresyon bıraktı. Sırf bu yüzden 2017'nin yarısını kendimi ertelemek ve kendimi eve kapatıp hiçbir şey yapmamakla geçti.
2018 yılında aynı durum devam etsin istemiyorum sayın seyirciler. O yüzden 2018 yılında yeniden günlük tutmaya başlamaya karar verdim. Bunu da bir deftere değil, tabii ki bloguma yapacağım. Günü gününe yapamayacağımı bildiğim için haftalık güncelleme şeklinde yapacağım. Bunu yapmaya başlamamın ilk sebebi kendimi ertelemeyi artık bırakabilmek. Koca bir haftayı burada anarak, neler yaptığım ve neler yapmadığımı görmüş olacağım. Bu upuzun girizgahtan sonra başlıyorum yılın ilk haftasıyla.

Yılın ilk haftasını izinli geçirdik. Uzun zamandır dinlenmemiş, izin kullanmamıştık. Hem de yeni yıla nasıl girersen öyle geçer totemine sırtımızı dayamak istedik açıkçası. Yılın ilk haftasını izinli geçirirsek, belki koca bir yıl tatil havasında geçerdi. Bakalım işe yarayacak mı? İşe yararsa önümüzdeki yıl siz de bu totemi yaparsınız. Anlaştık mı?

Diğer günlerim hep dışarda, metroda, insanlar arasında, çılgın kalabalıkta geçtiği için tüm haftayı evde geçirdim. Bol bol uyudum, bol bol ders çalıştım, bol bol dizi izledim, kitap okudum. Bir hafta sonra sabah işe gideceğim gerçeğinden bol bol kaçtım. Ders çalışma demişken, biz akıllanmaz karıkoca iki yıl önce duramadık ve birlikte felsefe okumaya karar verdik. Şimdi onun vizeleri de geldiği için beynimizi yakana kadar bir yandan ders çalıştık, bir yandan dizi izledik. Netflix bizden bıktı.

Yeni yıla hem evde yatış, hem de tetanos aşısıyla başladım. Çalışan kadının acı kaderidir. Evde olduğu her zaman dilimini, evde olmadığı zamanda yapamadıklarına ayırır. Farkında olmadan evdeyken de işte olduğu kadar yorulur. Ben de hazır evdeyken temizliğe giriştim doğal olarak. Bu sırada elimi paslı bir metalle kesmeyi başardım. Kesin tetanos olucam diye içime düşen kurtla tetanosu internette aratmam ve tüm belirtileri vücudumda hissetmeye başlamam arasında beş salise falan vardı. Koştuk hemen acile aşıyı yaptırdık. Aşıyı yaptırana kadar attığımız kırk takla da cabası oldu. Hastaneden deli gibi korkan ben, her gittiğimde enteresan bir vakaya denk gelmesem olur mu? Bir mahkumu getirmişlerdi ve her taraf jandarma polis kaynar bir şekilde beklemek zorunda kaldık epey bir süre. Sonunda aşıyı oldum da bunun bu kadar acıyacağını niye kimse söylemedi bana? Üç gün boyunca acısından kolumu kaldıramadım. Çocukken de biz hep tetanos aşısı oluyorduk, hiç böyle ağrımıyordu.

Bol bol dizi-film izledik kısmı sanırım haftamızın özetiydi. Çalıştığım zamanlarda eve gelince ancak yemek yiyoruz ve yemek sonrası bulaşıktı biraz ortalık toparlamaydı derken bir bölüm diziyi zar zor bitirdiğimiz için her anımızı dizi-film doldurduk. Uzun zamandır izlemek istediğim filmleri izledik mesela. Mother!, It, Kingsman Golden Circle, Baby Driver bayadır aklımda takılı kalan filmlerdi. Sonunda izleyebildim. Özellikle izleyen herkesi ikiye bölen Mother! filmine bayılan kısımda yer aldığımı söylemem lazım. Film konusunda performansımız berbat olsa da dizi konusunda epey başarılıydık. The End of the F***ing World, Dear White People'ın ilk sezonlarını hemencecik tükettik. How to Get Away With Murder, Dirk Gently’s Holistic Detective Agency, The Affair'in biriken bölümlerini epey azalttık. The OA, Lovesick, SMILF'e başladık. Kocamla yeniden Gilmore Girls, Grimm izlemeye başladık.

Yeni yılda yine Goodreads'e yerine getiremeyeceğim bir kitap hedefi koydum elbette. Tembellik etmesem makul bir hedef aslında. 48 kitap okumak hedefim. Öyle abartılacak bir rakam değil. Ortalama haftada bir kitap okudum mu tamamdır. O yüzden bir diğer görevim günlüğüme her hafta bir kitabı bitirmiş olarak kaydetmek. İlk haftanın biten kitabı Ayşe Kulin'in, Kördüğüm kitabı oldu. Kitabın hikayesi, hafızasını kaybetmiş bir kadının gölgeli geçmişini hatırlamaya çalışması kısaca. Ancak kitabın bana göre sürprizi, kitap yazarın bir önceki kitabı Kanadı Kırık Kuşların bıraktığı yerden anlatmaya devam ediyor. Ancak kitabın ilk bölümlerinde bunu anlamıyorsunuz. Akıl hastalarının kaldığı bir klinikte kalan hafızasını kaybetmiş Gizem hatırladıkça aydınlanıyor her şey. Ayşe Kulin kitaplarını hep çok seven biri olarak Kördüğüm'ü de beğendim ben. Siz de okursanız fikirlenizi bekliyorum.

Evde olunca beslenmem konusunda biraz şımardığımı da itiraf ediyorum. En son uyguladığım şekersiz beslenmeden, beyaz un konusunda biraz sapıtmış olabilirim. Ancak yarın yine şekersiz beslenmeye başlıyorum. Bu bir haftada şekersiz ve normal beslenme konusunda çok ciddi tespitlerim var ancak o başka yazının konusu.

Yeni yılın ilk haftası böyle geçti. Çok vasat, çok kendimi ertelediğim bir hafta olmadı. Nasıl başlarsam öyle gider yeni yıl umarım ve ben 2018'i çok iyi hatırlarım.


0 yorum