365 Gün 365 Mutlu An- 7. Gün: Meditasyon Yap!



Ooo gelmişiz 7. güne. İlk haftayı tamamlamışız çabucak. Zaman yine çok hızlı akmış. İlk bir hafta boyunca umarım okuyan herkese minicik de olsa faydam dokunmuştur. Gelelim 7. günün görevine...


7. Gün: Meditasyon Yap!

Meditasyon kelimesini duyunca, içinizde bugünün görevine burun kıvıranlar var. Görüyorum sizleri buradan! Kabul etmek lazım bizim ülkemizde meditasyonla ilgili garip inanışlar ve ön yargılar var. "Ben o budist şeylerini yapmam" diyen binlerce insan getirebilirim şu an buraya. Ön yargı denilince biz Türkler hep hayal başıyız malum. Benim her daim bu tarz mistik şeylere ilgim olduğundan meditasyon merak ettiğim bir kavramdı.

Meditasyon; kişinin iç huzuru, sükûnet, değişik şuur halleri elde etmesine ve öz varlığına ulaşmasına olanak veren, zihnini denetleme teknikleri ve deneyimlerine verilen addır. İslamiyetteki "tefekkür" kelimesine denk düşer meditasyon aslında. İslamiyette tefekkürden bahsederken, yaptığımız şey aynı zamanda meditasyonu da anlatıyoruz farkında olmadan. Ben şimdi size meditasyon şöyle iyi, böyle mükemmel diye anlatmayacağım. Onun yerine kendi deneyimimi paylaşacağım.

Benim meditasyonla tanışmam yaklaşık üç yıl öncesine dayanıyor. Benim gibi beş şeyi aynı anda düşünen, geçmiş için "vah tüh" yapıp, geleceğin belirsizliği yüzünden çıldırma aşamasında olan, sürekli zihni değişen sorunlarına tıpkı navigasyon gibi "yeni rota belirleniyor" şeklinde çalışan biri için ilk meditasyon deneyimi tabii ki çok zorlu olmuştu. Oysa meditasyon benim zihnimin o an için çalıştığı her şeyi reddediyor. Geçmişte yaşanan tüm kırgınlıkları affetmeyi, geçmişin acı deneyimlerinden bağımızı koparmamızı ve gelecek için kaygılanmayı bırakıp içinde bulunduğumuz anda var olmamızı istiyor. Çünkü yaşamdaki tek gerçek içinde bulunduğumuz an.

Evreni tüm bilincimizle kavramamızı istiyor meditasyon. Evrenin, doğanın bize sunduğu ve bize rastgele gelen şeylerin içerisindeki mucizeyi anlamamızı istiyor. Dönüp kendi içimize bakmamızı, bizim hayatta ilerlemize neden olan ruhumuzun prangalarını atmamızı sağlıyor.

Anı yaşamakla ilgili çokça konuşuyorum. Bıdı bıdı ediyorum "carpe diem" diye diye. Ancak bundan birkaç yıl önce beni tanımış olsaydınız, şu an ki halime şaşkınlıkla bakardınız. İlk başlarda odaklanmada sorunlar yaşasam da meditasyon benim hayatıma çok önemli şeyler kattı. Mesela, insanları olduğu gibi kabul etmeyi öğretti bana. Değişmeyen durum veya insanlarla mücadele etmenin gereksiz olduğunu, onları olduğu gibi kabul etmemi sağladı. Geçmişi bir kambur gibi sırtımda taşımayı bıraktırdı bana. Görünmez iplerle tüm acı deneyimlerle bağlarımı sürdürdüğüm için, hayattan keyif alamadığımın farkına varmamı sağladı. Evet, tüm o deneyimler kötüydü. Çok üzüldüm, çok yıprandım ama tüm bunlar geçmişte kalmıştı. Ben onlarlar bağımı koparmayarak bugünümü zehirliyordum. Meditasyon bunu fark etmemi sağladı.

Yine bundan birkaç yıl önce sormuş olsanız, bir sürü hırsım vardı. Yüksek lisans yapmak, ev sahibi olmak, belki araba sahibi olmak. Türlü türlü şeyler. Şu an eşyanın insan üzerindeki mental ağırlığını çok iyi biliyorum. Üstelik daha önce hırs yaptığım şeylerin hayatta, gerçek istediğim şeyler olmadığını fark etmemi sağladı. Hayattan isteklerim konusunda net olmamı sağladı.

Her şeyden önemlisi, meditasyon insanın farkındalığını içinde bulunduğu anı tam anlamıyla yaşamasını sağlayan bir deneyim olduğu için, bir süre sonra doğal olarak sadece yaşadığınız ana odaklanıyorsunuz. Meditasyonun, bana yaptığı en büyük katkı anı yaşamayı öğretmek oldu.

Üstelik meditasyon için öyle uzun saatler ayırmanıza gerek yok. Hiç denemediyseniz bugün sadece on dakikanızı ayırmanız yeterli olacaktır.

0 yorum