Bursa Gezi Rehberi



Birkaç tane yurt içi, yurt dışı seyahati biriktirdikten sonra artık blogta seyahat notlarımı paylaşmaya başlayabilirim. Açılışı da az vakit geçirmemden mütevellit Bursa ile yapıyorum. Çok uzun zamandır "bir gün İDO'ya atlayıp bir Bursa'ya mı gitsek?" fikri evimizin içerisinde kol gezip duruyordu. Bu fikir yaklaşık bir yıldır evde serbest dolaşıma başlamıştı ki, ani bir kararla İdo biletlerimizi aldık.

Hatta bilet alma olayı o kadar ani bir kararla yaptık ki, çok yanlış bir tarih seçmişiz. Tabii biz akılsızlar almamamız gereken bir tarihe aldığımızı bir hafta sonra fark ettik. Akılsız başın cezasını, cüzdan çeker hesabı biletlerimizi bir tur değiştirdik ve bu değişimle beraber bir bilet parası daha cebimizden çıktı. Daha durun bitmedi! Yolculuk günü gelip çattığında ise büyük başarıyla feribotu kaçırdık. Şimdi sizinle en büyük deneyimimizi paylaşıyorum. Ömrü hayatımda uçak da dahil hiçbir vasıtanın vaktinde kalktığına tanık olmayan ben İdo'nun saniyesi saniyesine kalktığını garanti edebilirim. Cebimizden para çıkmasına doymamış olacağız ki, dönüş biletlerimizi değiştirip üstüne bir hafta sonrasına gidiş bileti aldık. O gün İdo İskelesi'nden boynu bükük ayrılıp, içimizdeki turist isteğini bastıramadık ve İstanbul'un turisti olduk. (İstanbul'da 1 günlük turistlik maceramıza buradan ulaşailirsiniz.)

Bu kadar badirenin üzerine sonunda Bursa'ya ulaştığımız gün, şansımıza tam yaz gibi bir gün vardı ve bol bol gezdik. Gezerken de şunu anladık; teori ve pratik farklı şeylerdir ve Bursa'nın merkezi bir günde gezilerek bitirilmiyor. Bir günde bitirebildiğimiz ve bitiremediğimiz tüm gezilecek yerler için hazır mısınız?

Bursa'ya İstanbul'dan nasıl gidilir?




İstanbul'dan gidişi baz almak zorunda kalıyorum. Çünkü diğer birçok seçenek için kullanılabilecek ortak yöntem otobüs ile Bursa'ya ulaşmak. Türkiye'nin tüm illerinden otobüsle gidilebilen şehrin otogarı, şehrin 10 km dışında bulunuyor.

İstanbul'dan Bursa'ya otobüsle ve karayolundan kendi aracıyla ulaşacaklar için bildiriyorum: İstanbul- Bursa arası 149 km ve yaklaşık 2-2,5 saat sürüyor. İstanbul'dan Bursa'ya daha pratik bir yolla ulaşmanın yolu ise feribot. Yenikapı İdo İskelesi'nden sık aralıklarla kalkan feribotlarla Bursa'ya ulaşabilirsiniz. İdo'nun internet sayfasına buradan ulaşabilirsiniz. Bilet fiyatları 16-32 TL.

Yenikapı'dan feribota bindiniz ve Bursa'da Güzelyalı'da iskeleye ulaştığınızda hemencecik Bursa'yla kucaklaşmış olmuyorsunuz üzgünüm. Birazcık daha yolumuz var maalesef. Hemen feribot iskelesinin önünden kalkan otobüslere binmeniz gerekiyor önce. Bu otobüsler ekspres olarak hizmet verdiği için, çok dolanmadan sizi metro istasyonuna ulaştırıyor. Metro istasyonundan da gezinize nereden başlayacaksanız o durakta iniyorsunuz. Bize bu konuda Moovit epey yardımcı oldu. İstanbul'da yolumuzu bulmak konusunda epey işimize yarayan Moovit'in Bursa'da çalışıyor olduğunu duyunca çocuklar gibi şen olmamızın sebebi tam da bu yüzdendi. Çünkü dünyanın her yerinde yol sorduğumuz amca gibi bizim için Moovit.

Merkezine kadar ulaşma kısmını çözdüğümüze göre Bursa'nın merkezinde gezilecek yerlere geçebiliriz.

Pirinç Han




Her şehrin bir karakteristik yapısı oluyor. Bursa için bu karakteristik yapı da hanlar demek. Öyleymiş, biz de gidince gördük. Metrodan inip yolumuzu bulmak için dolanırken denk geldik Pirinç Han'a. Server girelim mi buraya dediğinde, bu eyleme biraz şüpheli baktığımı itiraf etmeliyim. Çünkü kapısından baktığınızda bir sürü nargile kafenin birleştiği bir alan görüyorsunuz. O "hadi merak ettim" dedikçe, ben iyice ürkmeye başladım açıkçası. En sonunda üst katı daha çok merak ettiğine ikna edince beni bir şeye benzemeyeceğini düşünsem de, bu minnoş yüreğim kocamı kırmaya dayanamayacağı için kabul ettim. İyi ki minnoş yüreğim kocama dayanamamış, çünkü üst katta bambaşka bir atmosfer karşıladı bizi.



Pirinç Hanı 2. Bayezid yaptırmış. Yapılışı tam 18 yıl sürmüş. Padişahın burayı yaptırma amacı ise camiler ve imarethanelere gelir sağlamakmış. İçerisinde yıllarca tahıl ve pirinç ticareti yapıldığından dolayı ismi de Pirinç Han olarak kalmış.

Bursa'da gezilecek yerlerle ilgili internette araştırma yaptığınızda Pirinç Han pek öneriler arasında çıkan bir yer değil. Bizim listemizde de yoktu ve o an spontane bir şekilde girdik. İyi ki de girmişiz, üst katında tamamen farklı bir atmosfer vardı. Bursa'ya giderseniz aklınızın bir köşesinde olsun, uğramadan dönmeyin.

Yeşil Camii- Yeşil Türbe

Yeşil Bursa'nın sembolü Yeşil Camii, adını zamanında minarelerinde ağırlıklı olan yeşil süslemelerinden alıyor. Yapıldığı tarihte hem cami, hem de hükümet konağı olarak 2 katlı şekilde yapılmıştır.

Yeşil Türbe ise Bursa'nın her yerinden görülecek şekilde yapılmıştır ve türbeyi yaptıran 2. Bayezid'in oğlu 1. Mehmet Çelebi türbenin tamamlanmasından 40 gün sonra vefat etmiştir. Türbede Çelebi Sultan Mehmet ile oğulları Şehzade Mustafa, Mahmut ve Yusuf ile kızları Selçuk Hatun, Sitti Hatun, Ayşe Hatun ve dadısı Daya Hatuna ait olmak üzere toplam 8 sanduka bulunmaktadır.


Muradiye Külliyesi

Bursa'da Osmanlılar tarafından yapılan son külliye Muradiye Külliyesi'dir.  İçerisinde Muradiye Camii, türbeler, Muradiye Hamamı, Muradiye İmareti, Muradiye Medresesi bulunmaktadır.

Ulu Camii




Bursa'ya gidip, Bursa'nın sembolü olan, Evliya Çelebi'nin deyimiyle Bursa'nın Ayasofya'sı, Ulu Camii'yi görmeden dönmek olmaz değil mi? Ulu Camii, benim bugüne kadar gördüğüm en farklı camilerdendi. İçerisindeki yazılara, hatlara daha önce başka hiçbir camide rastlamamıştım. Bu da yetmeyip ortasında bulunan  şadırvanla karşılaşmak beni daha da çok şaşırttı. Bir caminin orta yerinde şadırvan kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi. Ancak Yeşil Camii'nin hükümet konağı olarak kullanılması, Ulu Camii'nin ortasında şadırvan bulunması bana Osmanlı'nın özellikle Bursa'da yaptırdığı dini yapıları yaşam alanı olarak da kullandığını gösterdi. Benim izlenimim bu şekilde oldu, işin aslı başkaysa beni aydınkatınız efendim. Ortasındaki şadırvanla beraber, Türkiye’deki iç cemaat yeri en geniş camisiymiş Ulu Camii.



İçerisinde beni şaşırtan hatlar ve yazıların sayısı 192 adet plakadan oluşuyor. Bunlar arasında "vav" şeklinde yazı olan duvarın önünde Hızır (a.s.)'ın namaz kıldığına inanılıyormuş. Ancak Ulu Camii ile ilgili bir sıkıntı var, içerisi aşırı kalabalık. Üstelik öyle bir kalabalık ki, bir sürü yerli turist grubundan hareket edemiyorsunuz. Ee bunda ne var, Sultanahmet'te de insan yığını var diyebilirsiniz. Ancak Ulu Camii'de durum çok farklı. Sultanahmet'te ibadete ayrılmış alan ayrı ve ziyareti giremezken, Ulu Camii'de yürürken namaz kılan insanların dibinden, önünden, yanından geçmek zorunda kalıyorsunuz. Bu durum açıkçası beni biraz huzursuz etti.

Osman Gazi- Orhan Gazi Türbeleri

Osman Gazi ve Orhan Gazi Türbeleri de yine Bursa söz konusu olunca artık sembol haline gelmiş yerler. Osman Gazi, kuşatma sırasında Bursa'da kubbeli bir yapıyı işaret ederek buraya gömülmek istediğini oğlu Orhan Gazi'ye vasiyet etmiş. İşaret ettiği yer de Gümüşlü Kümbet adıyla anılan Sainte Elie adlı Bizans manastırına denk düşüyormuş ve ölünce buranın şapelinin üzerine türbe yapılmış. Türbe önce 1801 yılında çıkan bir yangınla, ardından 1855 yılında depremle yerle bir olur. 1863 yılında Sultan Abdülaziz yapıyı aslına sadık bir şekilde yeniden inşa ettirir.

Koza Han




Adından da anlaşılacağı üzere eskiden ipek böceği kozalarının satıldığı yerdir. Kozaların ticaretinden doğan sonuç olarak, Bursa ipeğiyle ünlü ve tekstilin ürünleriyle adından söz ettiriyor. Koza Han'ın içerisine girdiğinizde ipek eşarplar, diğer ipek tekstil ürünleri satan bir sürü dükkan karşılıyor sizi üst katında.



Alt katında ise bir sürü çay bahçesinden oluşan kocaman bir alan bulunmakta. Alışveriş için olmasa bile, o bahçede bir kahve içmek için mutlaka uğrayın Koza Han'a.


0 yorum