7 Mayıs 2017 Pazar

İstanbul Gezilecek Yerler: İstanbul'da 1 Günlük Turist Olduk



İstanbul'da 1 günlük turist olduğumuz, İstanbul'da gezilecek yerlerin olduğu posta hoş geldiniz. Bu hafta sonu için planımız uzun zaman önce hazırdı. Hafta sonlarını değerlendirmek adına İstanbul'a yakın şehirleri gezmek ne zamandır aklımızda olan bir şeydi. Taşınmamızın üzerinden 1,5 yıl geçtikten sonra bu planımızı hayata geçirmeye karar verdik. Bursa ile başlamaya karar verdik ve bundan birkaç hafta önce biletlerimizi aldık. Bu hafta sonu gitme günü gelip çattığında ise feribotu kaçırarak büyük başarıya imza attık. Feribotu kaçırmak bizim için şans mıydı, şanssızlık mıydı emin olamadık? Çünkü o gün Bursa'da hava aşırı yağmurluymuş. Olan biletlerimize oldu sadece.

Madem sabahın köründe yollara düştük. Hava yağmurlu olsa da günü değerlendirelim ve İstanbul'da turist olarak bir gün geçirelim istedik. İstanbul'un en bilindik tarihi yerlerini bir de benim gözümden dinlemeye hazır mısınız?

Sultanahmet Camii



Sultanahmet Camii 1609-1616 yılları arasında 1. Ahmet tarafından, Sedefkar Mehmet Ağa'ya yaptırılmıştır. Sultanahmet Camii'ne "Blue Mosque" denmesinin sebebi ise İznik çinileriyle süslü caminin kubbelerinin mavi ağırlıklı süslemelerle bezeli olması.



Türkiye'de 6 minareye sahip olan tek cami olan Sultanahmet Camii'nin, 6 minaresi yapıldığı zamanlarda epey sorun yaratmış. 1. Ahmet, Sedefkar Mehmet Ağa'dan altın kubbeli bir cami yapmasını ister. Altın kubbelerin hazineyi karşılayamayacağını bilen Sedefkar Mehmet Ağa "altın" kelimesini "altı" olarak anlamış gibi yaparak altı minareli bir cami yapar. 6 tane minareye sahip tek yerin kabe olması sebebiyle cami halktan çok tepki alır. Bunun üzerine Sedefkar Mehmet Ağa kabeye yola çıkar, 2 yıl sonra döndüğünde padişaha artık kabenin 7 minaresi olduğunun müjdesini verir.



Yapımında ilk kazmayı vuranlardan birinin camiyi yaptıran 1. Ahmet olduğu, inşaatı sırasında inşaattan aldığı toğrağı dışarı taşıdığı rivayet edilmektedir. Padişahın inşaattan taşıdığı toprağın Topkapı Sarayı'nda olduğu biliniyor.



Günümüzde her gün  yüzlerce ziyaretçinin akınına uğrayan Sultanahmet Camii, İstanbul'da Gezilecek Yerler listesinde ilk sıralarda yer alıyor.

Ayasofya



İstanbul'da Gezilecek Yerler listesi olur da içerisinde Ayasofya olmaz mı? Ayasofya olmadan böyle bir liste olmaz, olamaz.





Ayasofya'nın en eski hallerini benim kadar siz de merak ediyor musunuz? Ben Ayasofya'ya her gittiğimde o yıkık dökük halini gördükçe içim sızlıyor. Bir yıl içerisinde iki kez gittim. Restorasyon için bazı kısımları kapalıydı. Ancak ikinci gidişim daha büyük bir hayal kırıklığı oldu. neredeyse tamamına yakını restorasyon sebebiyle kapalıydı. Ancak ilginç olan ilk sefer gittiğimizde restorasyonda olan hiçbir yer yapılmadan yeni bir sürü alan kapatılmıştı. Ayasofya'yı neden bir tarihi miras olarak göremiyoruz? Neden cami de cami diye tutturuyoruz. Tarihe sahip çıkmak bana göre insanı bir sorumluluk.





Ayasofya'nın tarihine hepimiz az çok biliyoruz. Yeniden, yeniden anlatıp başınızı ağrıtmayacağım. Ayasofya ile ilgili dedikodu kısmı benim daha çok ilgimi çekiyor nedense. Çünkü hakkında bir sürü rivayet, bir sürü gizem var.





Mesela, söylencelere göre Ayasofya'yı yaptıran imparator İsa'nın çarmıha gerildiği çivileri Kudüs'ten getirtip gizli bir bölmeye saklamış. Ayasofya'nın bazı bölümlerinde kutsal emanetler bulunmasının sebebi ise Hz. İsa'nın Ayasofya'dan yeryüzüne ineceğine inanılması.





Ayasofya'ya ile ilgili en popüler rivayetler ağlayan/ terleyen sütunla alakalı. Kimi rivayet diyor ki imparator başını dayamış bu sütuna ağrısı geçmiş, kimisi diyor ki Meryem Ana'nın evinden gelen, gözyaşlarıyla eriyet sütun bu sütun. Her ikisinin de tek ortak noktası dileklerin kabul edildiğine inanılması.




Ayasofya'ya hayatımın geri kalanında da sık sık gideceğim. Çünkü içerisinde yaşadığım o tarihi hazzı çok seviyorum.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder