Diyet Günlüğü: 20.02.2017 Pazartesi



Yakında kendime aferin kırmızı kurdelası takmayı planlıyorum. 2017 yılına girerken, yine zibilyon tane yeni karar almıştım. (Yeni yıl kararlarıma buradan - 2016 Out 2017 İn- ulaşabilirsiniz.) Malum yeni yıl kararlarının en önemli özelliği karar alındıktan sonra uygulanmamasıdır. Ancak 2017 yılına nasıl bir dirençle başladıysam, kararlarımın tamamını olmasa da bir çoğunu uygulamaya başladım bile.

Yeni yıl kararlarımdan ilki olan "Kilo vermem şart!" maddesini yeni yılın ilk gününden beri azimle devam ettiriyorum. Azmin sonu giden -5 kilo oldu. Bu yıl tüm fazla kilolarımdan kurtulmaya kararlı olduğum için, daha önce kilo verdiğim dönemlerde neleri doğru yaptığımı düşünmeye başladım. Mesele diyet yapmak olsa o işin kolay kısmı aslında. Mesele sağlıklı beslenmeyi öğrenmek ve bu sayede kilo vermek. Bi de açıkçası bu sefer kilo verme sürecimi yavaş ama kararlı yapmak istediğim için kendimi diyet psikolojisine sokmadan bu işi yapmak istiyorum. Bunun yolu da canın ne istiyorsa, ölçüsünde ve doğru şekilde tüketmekten geçiyor.

Daha önce çok kilo verdiğim dönemde yaptığım 3 doğru şey varmış onu fark ettim ve onları uygulamaya gittim. Çok tartışmalı bir konu olan doğru beslenme kaç öğün olur sorusuna kendi bünyem cevap verdi benim ve benim için en mantıklısı 3 ana öğün ve ara öğünlerden oluşan beslenme sistemi. Bir dönem ara öğünleri komple bırakmıştım ve kilo vermekte çok zorlanmıştım. Hala tam oturtamasam da ara öğün yapmaya yeniden başladım.

Yaptığım 2. doğru ise kalori sayan bir uygulama kullanmakmış. Bir dönem Myfitnesspall'ı epey kullanmış ve 12 kilo vermiştim. Nedense uygulamanın bir şeyine uyuz olmuş ve silmiştim. Şimdi yine onunla aynı işlevde olan ama daha tatlı bir uygulama olan "Yazıo"yu kullanmaya başladım. Şimdilik iyi anlaşıyoruz.

Gelelim son doğru yaptığım olaya, o da bir diyet günlüğü tutmakmış. Daha önce blog ortamında bir diyet günlüğü tutmuş, ancak bir süre sonra bırakmıştım. Oysa bayağı faydası oluyordu. Resmen kendime uzaktan bakmamı sağlıyordu. O yüzden blogta bundan sonra yeniden düzenli bir şekilde diyet günlüğü tutmaya karar verdim. Hatta şu an ilk yazısını okuyorsunuz. Hatta ve hatta ben hemen bu pazartesiden anlatmaya başlıyorum.



20.02.2017 Pazartesi

Kahvaltı

Haftanın iş günlerindeysek kahvaltının benim için tek anlamı var o da yulaf! Haftanın 4 günü yulaf, çok az mısır gevreği ve çeşitli meyvelerden oluşan bir kahvaltı yapıyorum. Ancak nasıl bir hata yaptıysam geçenlerde müsli aldım. Allahım nasıl tatlı bir şey, nasıl tatlı bir şey çok az yiyebiliyorum. Kahvaltımı şenlendiren meyveler ise pomelo ve kiviydi. Ruhu tropikal ülkelerde yaşayan bir insan olarak tropikal meyveleri baş tacı edecektim tabi. Şaka bir yana ekşi tadı hiç ama hiç sevmediğim için tropikal meyveleri çok seviyorum.

Pomelo genelde kurusu satılan bir meyve. Ağaç kavunu olarak biliniyor. Dışardan bakıyorsunuz aynı greyfurt, tadına bakıyorsunuz aynı ananas. Eh bu da benim o meyveye bayılmam için yeterli. Zaten kocaman bir şey olduğu için iki kişi bir haftada bir pomeloyu zor bitiriyoruz diyebilirim.


Öğle Yemeği

Öğle yemeğini yemekhaneden yiyorum. Ancak yemekhanenin yemekleri çoğu zaman bana hitap etmediği için aç kalmakla karşı karşıya kalıyorum. Pazartesi günü de klasik bakliyat günü olunca doğal olarak yemekhane beni aç bıraktı. Ben de her zaman kurtarıcım olan Gran Pavesi'nin Zeytinli Kraker'inin minik paketlerinden bir tanesini öğle yemeği yaptım.

-Öğleden sonra kahvesine bir müsli bar paketinin yarısı eşlik etti.


Akşam Yemeği




Bazı haftalar oluyor, o hafta her gün evde kendi yemeğimi pişiriyorum. Mis gibi tertemiz besleniyorum. Ancak bazı haftalar oluyor ki, bir türlü eve uğrayamıyoruz ve hep dışardan yemek zorunda kalıyoruz. Bu hafta birazcık eve giremediğimiz bir hafta oldu şu ana kadar.

Pazartesi akşamı !f İstanbul'da seçtiğimiz filmlerden biri vardı ve biz iş çıkışı Nişantaşı'nda aldık soluğu. Ne yesek, ne yesek diye bizi kara kara düşünce sarmıştı. Vaktimiz azdı ve avmde herhangi bir fast food restoranında soluğu almak istemiyorduk. Tam bu sırada alışveriş merkezinin dibinde Backhaus'a rastladık. Menüsünde bir sürü hafif yemek bulabileceğimiz bir yere rastlamak bizi çok sevindirdi.

Patlıcanlı menemen ve keçi peynirli sebze ızgara siparişi verdik. Ancak lezzetsiz bir sebze ızgara beklerken, efsane bir sebze ızgara yedik. Mutlaka deneyin benden söylemesi.

-Filme girerken Starbucks'tan filtre kahvelerimizi kapmayı ihmal etmedik. (Hangi filmi izlediğimiz ve filmle ilgili detaylı bir incelemeye buradan - #ifteizledim: Akher Ayam El Madina/ Şehrin Son Günlerinde- ulaşabilirsiniz.

Günün Kaçamağı

Buradan sonrasını utanmış bir ifadeyle yazıyorum. Filmden çıktık ve midemiz deli gibi kazınıyordu. Yol üzerinde bir adet Burger King, bir adet McDonalds'tan başka bir şey görmeyince bir şeyler yemekten vazgeçmiştik ki, metronun girişinde bir dönerciye rastladık ve hemen içeri daldık. Belki inanmayacaksınız ama son 3-4 yıldır hiç tavuk döner yememiştim. Tavuk yemekten şiddetle kaçınan biri olarak nedense gecenin o saatinde dayanamadım. Yedim ve pişman değilim.

Uygulamanın günlük bana verdiği kalori miktarı 1729 kalori, ben Pazartesi günü 1729 kalori aldım. 8561 adım atarak 441 kalori yakmış oldum. 

Ps: Daha önce yazmayı unutmuşum. Eğer yazmamı istediğiniz bir yazı olursa sağ üstte bulunan blog manifestosunun olduğu posta yorum olarak yazabilirsiniz.

Ps 2: Diyet günlüğü ile ilgili sağ üste mini bir anket yerleştirdim. Oylamayı unutmayın!



(Tüm yazıları takip etmek için hala blogu izlemeye almadınız mı? Hemen sağ üstteki "izle" butonuna davet ediyorum sizi.)

0 yorum