11 Kasım 2016 Cuma

Durun ve Fark Edin!


Bazı günler beynimde, hayatımda bir pause tuşuna ihtiyacım fazlasıyla oluyor. Haftaya puansal değerlendirme yapmak istesem, cuma pazartesiden daha düşük bir puan alır. Çünkü cuma artık pilimin bittiği gün.

İnsanlık tarihinin en mutsuz, en huzursuz nesli biziz bence. Bu çıkarımı siyasal, ekonomik durumları göz önünde bulundurarak yapmıyorum. İki tane dünya savaşı yaşamış bir insanlık tarihinde biz şanssızlık anlamında ortalarda geliriz muhtemelen. Beni bu sonuca ulaştıran içinde bulunduğumuz çağın akma hızı. Sürekli bir yerlere, bir şeylere yetişmeye çalışıyoruz. Durup dinlendiğimizi düşündüğümüz zamanlarda da aslında durup dinlenmiyoruz. Şöyle ayaklarınızı uzatıp hiçbir şey yapmadan boş boş tavana ne zaman baktınız? Hatırlıyor musunuz?

Birçoğumuz 8-5 ve hatta daha uzun saat dilimlerinde çalışıyoruz. Hayatımızın büyük bir bölümünü iş yerinde geçiriyoruz. Ki bu bile başlı başına bizim neslimizin laneti. İşten geriya kalan zamanlarda dinlenmek, uyumak, özel işlerimizi halletmek, sosyalleşmek zorundayız. Düşünsenize bir hafta 168 saat, en iyimser tabloyla 8-5 çalışan biri haftada 45 saatini iş yerinde geçiriyor. Geriye kalıyor 123 saat. En iyi ihtimalle iş yerine gitmek için bir saat sürse, ki bu durum İstanbul'da pek mümkün değil. Günde 2 saatini işe gitmek için yolda geçiriyor. Hafta sonunun tamamen tatil olduğu durumda haftada 10 saatini işe gidip gelmek için harcıyor. Kaldı geriye 113 saat. İşe gitmek için bi de hazırlanmak lazım değil mi? Günde 30 dakikasını da işe gitmek için hazırlanmasına ayırsa haftada 2,5 saati de öyle eksildi. Kaldı geriye 110,5 saat. Bu kişinin günde en az 7 saat uyuduğunu varsayalım. Haftalık 49 saati de uyku da geçti demek oluyor. Hadi iyimser olalım bazı günler daha az uyudun varsayalım. Kaldı mı sana geriye 64 saat. Gözümüz gibi bakmamız gereken 64 saat.

Temizlik yapmak, yemek yapmak, duş almak, televizyon izlemek, kitap okumak, markete- pazara gitmek, sinemaya gitmek, tiyatroya gitmek, yemek yemek, kahvaltı yapmak, arkadaşlarımızla görüşmek vb şeyler için haftada elimize kalan 64 saat. Bu 64 saati verimli kullanmanız gerekli dimi? Ne mümkün. Günde bir saat kahvaltı, yemek vs için zaman harcarsak geriye 57 saat kalıyor. Haftada bir gün market, bir gün pazara gitmek toplamda 4 saatimizi alsa, kaldı mı sana 53 saat. Günde ortalama bir saati temizlik, çamaşır, bulaşığa harcasak 46 saatimiz kalıyor. Tabi bu işin yemek yapma kısmı var onu da çıktık mı kalıyor 40 saat.

Her hafta bize kalan bu 40 saatte yarım saat hiçbir şey yapmadan tavana bakacak vakit bulamıyoruz. Çünkü mesela ben o tavana bakacağım süre zarfında kitap okumayı tercih ediyorum. Bir başkası o süre zarfını başka bir şey için kullanıyor. Üstelik 40 saatlik hesabım en iyimser tabloyu yansıtıyor. Oysa bu dünyada 8-5 çalışan kesimin çok az ve şanslı bir kesim olduğunu düşünüyorum. Günde 12 saat çalışan insanlar var ve onların haftalık kendilerine kalan bir 40 saatleri yok!

Dünyada bu kadar şey olur, senin derdin dinlenmek mi diyen olabilir. Evet benim derdim dinlenmek. Çünkü dünyada işleyen politik, ekonomik, askeri sistemlerin hepsinin tek sorunu var bana göre: insan yaşamına saygı, insanca yaşamı hedeflememek. Bir sistemin temeline insanı aldığınızda her şeyin değişeceğini düşünüyorum. Oysa şu an o kadar farklı güdüler etmen ki, para, ego, hırs vb. vb. Sistem istiyor ki; siz bir ev alıp ömür boyu onun kredisi için onun kölesi olun. Sistem istiyor ki; siz gezeceğinizi hayal ederek bir araba alın, ancak o arabanın vergisi, benzini, kredisi, sigortası için onun kölesi olun. Sistem istiyor ki; sizin düşünecek, sorgulayacak, kitap okuyacak, ufkunuzu genişletecek vaktiniz kalmasın. Kalmasın ki itaat eden bir köle olun.

Olmayın!
Haftada bir kez de olsa koşturmacaya bir son verin ve durun. Durun ki etrafınızı fark edin. İnsanlığınızı fark edin. Ne kadar çok, ne için yorulduğunuzu fark edin. Ben son zamanlar da sık sık yapmaya çalışıyorum.
Cips Yiyemeyen Kız
Cips Yiyemeyen Kız

Hayatin tadini yeni sehirler, yeni restoranlar, yeni yemekler kesfeden blogger kisisi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder