7 Kasım 2016 Pazartesi

Çocuk Ne Zaman?


İnsan doğası doğumla başlar. Dünyaya gelmek insanın hayatında kendine sorulmadan, dayatılan ilk karardır. Üstelik bu kararı sizin yerinize verip, ardından verdikleri bu kararla size bir hayat bahşettikleri için o hayata ambargo koyma hakkını kendilerinde bulur ebeveynlerimiz. Kendi ailemde olmasa da başka aileler de bu durumun örneklerini bolca görüyorum. Neyse konumuz bugün bu değil.

Doğuyoruz, yürümeyi, konuşmayı öğreniyoruz. Dünyadan habersiz beş-altı yıl geçirdikten sonra sorumluluklar ve dayatmalar zinciri başlıyor. Hayatımızın ilk beş-altı yıllık dönemlerinde bu dayatmalar "anne de, dede de, baba de"den öteye geçemiyor.



Gerçek hayatımız 7 yaşında başlıyor. Her gün okula gitmek, ödevlerini yapmak, her soruya parmak kaldırmak, karşı komşunun çocuğundan daha başarılı olmak ilk görevlerimiz. Liseye kadar bu sorumluluklarla donatılıyoruz. Tabi bu sırada bizden beklenen sorunsuz bir ergenlik geçirmek ve ergenlik sorunlarımızla kimseyi rahatsız etmemek.

17-18'imize geldiğimizde tüm hayatımızı askıya alıp, annemizi babamızı onurlandıracak birer üniversite kazanmamız bizden beklenen. O döneme ait görevimiz tam da bunları içeriyor. Burada önemli olan nokta, bizim istediğimiz değil ailemizi tatmin edecek bölümü seçmek.

Bu aşamada ufacık bir başarısızlık yaşadığında senden beklenenler değişebiliyor. Kimi aile hemen iş bulmanı, kimi aile hemen askere gitmeni, kimi aile hemen evlenmeni, kimi aile yeniden yeniden denemeni istiyor.

Bu kısımları atlattıktan sonra gelen kısım evlilik! Eh artık münasip bir kısmet bulup evlenme vaktin geldi sonuçta. Evlenmek isteyip istememen, hazır olup olmaman pek de önemli değildir. Artık elaleme ne bahane bulacaklarına şaşırmış kalmışlardır. Başlarına kalacaksındır. Yaşın gelip geçiyordur. Artık evlenmen gereklidir. Kimimiz toplumsal baskıdan evlenmeye karar verir, kimimiz aşık olur evleniveririz aniden öylece. Benim gibi çok aşık olup evlendiyseniz şanslı kesimdesinizdir. Çünkü sevdiğiniz insanla bir hayatı paylaşmak dünyanın en enfes duygularından biri. İlk üçe koyabiliriz hatta bu duygunun enfesliğini.

Evlendiniz de ailenizin yaptırımlarından kurtuldunuz mu sanıyorsunuz? Güldürmeyin beni, bu kadar saf olamazsınız! Şimdi sıra hayatınızda yerine getireceğiniz en ulvi görev var. Hatta bu görev sizin varoluş sebebiniz! Ebeveynlerinize bir torun sahiplendirmek.

İşte bu noktada bizim sorunumuz baş gösteriyor. Zira biz karı-koca hayatımızda bir çocuk istemiyoruz. Bir çocuk sahibi olmak planlarımız arasında kesinlikle yok. İkimizde bu konuda hemfikiriz. Buraya kadar hiçbir sorun yok. Hatta çift olarak aynı fikirde olmamız çok büyük şans. Eşlerden biri çocuk istemediği için sorunlu o kadar çok evlilik var ki. Bu yüzden biz epey şanslı bir çiftiz.

Gel de bu durumu ebeveynlere, akrabalara, dıdının dıdının dıdısı tanıdıklara anlat. Bıkmadan usanmadan "ne zaman çocuk yapacaksınız" sorusuyla karşı karşıya kalıyoruz. Çevremizde her doğan ve doğacak çocuk bizim için tehdit, Çünkü her doğacak olan çocuk beraberinde "darısı size" cümlesini getiriyor. "Yok ben almayayım alana da mani olmayayım" diyorsun, seni esefle kınıyorlar. Dilleriyle yapmasalar, gözleriyle, bakışlarıyla kınıyorlar.

Derdini anlatmaya çalışman da hiçbir işe yaramıyor. Sen de geçiştiriyorsun. İkimizde çalışıyoruz, bakacak kimse yok. Biz kendimize zor bakıyoruz, gibi cümleler kesmiyor onları. Dürüst olalım, biz bir çocuğun sorumluluğunu istemiyoruz diyelim diyoruz. Yok anacım o da olmuyor. Çünkü bizim istememe gibi bir lüksümüz yok. Çevremizdeki herkese göre, ilerde bir gün aniden çocuk isteyeceğiz ve o zaman da çocuğumuz olmayacak acılardan acılara düşeceğiz.

Ha bi de biyolojik saat meselesi var. Başka bir sağlık sorunu olsa zerre fikri olmayan türk halkı, söz konusu çocuk olunca biyolojik saati saniyesi saniyesine biliveriyor. Bak şekerim biyolojik saatin çok acımasız, çok hızlı işliyor. Bir an önce o saati alt edip çocuk yapman lazım. Çok acil, çok acil!

Ay dur daha yaşlılığı var bu işin. Bir çocuk yapmazsan yaşlılığında rezil rüsva olursun. Sana bakacak kimsen olmaz. O yüzden şimdi bir çocuk doğurup, onun için saçını süpürge ederken sinsi sinsi onun sana yaşlılığında bakmasını bekleyeceksin. Aslında çocuk yapmanda en önemli neden de bu. Yaşlanınca sana bakacak bir bakıcı yetiştirmek!

Bir şey yanlış anlaşılmasın, çocuk sahibi olanlara saygım sonsuz. Ancak anne-baba olmak her insanın karakterine kişiliğine uygun bir durum değil bana göre. Özellikle bizim gibi özgürlüğüne bu kadar düşkün iki kişinin bir çocuğun sorumluluğunu kaldırabileceğine pek düşünmüyoruz biz. İkimizde özgürlüğümüze aşırı düşkünüz, ancak çift olarak o aklına eseni yapmayı birlikte çok iyi başarabiliyoruz. Özgürlüğümüzü çift olarak birlikte yaşıyoruz. Ancak buna bir çocuk eklenince bu özgürlüğü koruyabileceğimizi sanmıyorum. Çünkü biz aklımıza estiği gibi yaşamaya bayılıyoruz. İşten çıkınca eve gidecekken, kendimizi sokaklarda bulmak en büyük keyfimiz. Ya da vapur iskelesinin önünden geçerken bu vapur nereye gidiyor diyerek o vapura atlamak en kötü alışkanlığımız. Saatlerce oturup kitap okumak mesela en güzel dinlencemiz. Bir çocuk olduğunda bunları yapabilmek imkansız. Evet, çocuk sahibi olanlar o duygunun eşsiz olduğunu söylüyor ama o duygu bizim için işkenceye dönüşebilir. Üstelik cidden hem iş, hem ev kendimize zor bakıyoruz. Valla bak!


Cips Yiyemeyen Kız
Cips Yiyemeyen Kız

Hayatin tadini yeni sehirler, yeni restoranlar, yeni yemekler kesfeden blogger kisisi.

2 yorum:

  1. nefret ettiğim soru😒
    bizde artık ayar o kadar kaçtı ki bininci kez sorulunca dişlerimin arasından çok istiyosanız kendiniz yapın diyorum.
    az kaldı yumurtalıklarımı aldırıp hayır cevabıma sağlam destek edineceğim✌️️

    YanıtlaSil
  2. Ya evet bu mesele cidden önemli abi sana ne ya sen mi bakıyorsun o çocuğa bırak herkes hayatını özgürce yaşasın herkesin bi bildiği var.. Ki hepsinden önemlisi bir birey hayatı icin vereceği kararı kendi istediği icin verir başkası istediği için değil ama bunu gel de anlat! Bu arada blogunu takibe aldım :) bana da bekliyorum sevgiler..

    YanıtlaSil