Enter your keyword

9 Mayıs 2017 Salı

Kahvaltı Fikirleri: Kuru Meyveli Çoban Salata

Yazan Saat: 07:00


Raw Food kavramı hayatımıza yeni yeni giren bir kavram. Biz Türklerin yeme alışkanlıkları düşününce raw food bizim için pek ideal görünmese de, ben dönem dönem raw food olayını deneyimliyorum. O günü böylece detoks yapmış gibi geçiriyorum. O günlerde kahvaltıda tercih ettiğim lezzetli bir salatanın tarifi bugün sizinle olacak. Ve başlıyorum:

Kuru Meyveli Çoban Salata



Malzemeler konusunda miktar vermeyeceğim. Zira salatanın çok da miktar isteyen bir tarifi olduğunu düşünmüyorum. Kaç kişi yemek istiyorsanız miktarını o kadar artırabilirsiniz.

Çoban salata denilince aklınıza ne gelir?

Sanırım bu soruya herkesin vereceği cevap; domates, salatalık, biber ve soğan olur. Domates, salatalık, biber tabi ki var salatamda ancak soğan yok. Benim mideme dokunduğu için salatanın içinde soğan yok, isterseniz siz ekleyebilirsiniz. Salatanın bu kısmı stabil çoban salata gibi. Önce hepsini bir güzel soyuyoruz. Ardından hepsini küçük küçük küp şeklinde doğruyoruz. Buraya kadar her şey normal seyrinde. Bildiğimiz sularda yüzüyor, kendimizi güvende hissediyoruz.

Bir salata kasesinin en altına doğradığımız domates, salatalık ve biberleri koyuyoruz

Şimdi ise işin tehlikeli sular kısmına geldik. Kuru meyvelerle başlıyoruz. Kuru kayısı, kuru dut ve kuru incir kullanacağımız kuru meyvelerimiz. Başta miktar vermeyeceğimi söyledim ama kuru meyvelerin şeker oranlarını göz önünde bulundurarak miktar ayarlamak gerekiyor. Çünkü kuru meyvelerin kalorisi, taze meyveler kadar az değil. Kurutulurken içerisindeki su tamamen gidiyor ve geriye lifli içeriği kalıyor. O yüzden kuru meyveleri yerken biraz daha dikkatli olmak gerekiyor.

Mesela ben bu salataya birer tane salatalık, domates ve biber koyarken; 3 kuru kayısı, 2 kuru incir ve bir yemek kaşığını dolduracak kadar kuru dut ekledim. Ancak incir ve kayısıyı da sebzeler gibi küçücük küpler halinde doğradığım için daha fazla koymuşum gibi oldu. Salata kasesine ikinci sırada kuru meyvelerimizi ekliyoruz.

Bu salatanın içerisine tuz, zeytinyağ veya limon suyu hiçbir şey eklemedim. Tuz ve yağ yerine biraz ceviz ve benim bayılarak yediğim Muratbey'in top top peynirlerinden ekledim. Gerekli yağ ve tuz tadını vermeye bunlar yeterli oldu. Hem de alınması gereken yağı daha sağlıklı bir şekilde cevizden almış oldum. Salata kasesinin en üst kısmını ise ceviz ve peynir süsledi.



Biz Türkler mükellef kahvaltı sofralarına alışkınız malum. Böyle bir salatayla bize kahvaltı yapın demek kıyamet kopması demek. Ben tüm riskleri alıyorum ve size böyle bir kahvaltı mutlaka yapın diyorum. Çünkü ben bu kahvaltıyı yaptığım gün neredeyse tüm gün hiç acıkmıyorum. Tüm ihtiyacım olan besinleri alabildiğim ve tüm gün beni enerjik tutan bir kahvaltı oldu.

8 Mayıs 2017 Pazartesi

Bizi Üzen Mekan: Anda Karaköy

Yazan Saat: 07:00


Karaköy son zamanların en gözde mekanlarını bünyesinde barındıradursun, biz iş yerimiz Karaköy'de olması ve her öğlen yürüyüşümüzü oralarda yapmamız sebebiyle gündelik hayatımızda pek uğramıyoruz Karaköy'e. Geçen aylarda klasik bir film festivali seferimizi düzenlemiş, film çıkışı Cihangir ara sokaklarında kendimizi kaybetmiştik. Döndük dolandık nasıl olduysa kendimisi Kılıç Ali Paşa Camii'sine karşı bakarken bulduk. Eh hazır buraya kadar gelmişken Karaköy'de bir kahve içelim, yanında bir şeyler atıştıralım dedik.

Anda Karaköy Menu, Reviews, Photos, Location and Info - Zomato


Söz konusu hafta sonu olunca Karaköy'de her mekan tıklım tıklım oluyor. Karaköy'ün içerisinde ama hengamesinden uzak sokaklarda dolanırken karşımıza Anda Karaköy çıktı. Son zamanlarda adını sık sık instagramda duyunca, dedik hadi girelim bir deneyelim. Anda Karaköy'le tanışmamız biraz tatsız oldu. Önce sevdiğim yönlerini, sonra da beni bir daha oraya gitmemek isteyecek kadar mutsuz eden yönlerini anlatacağım.

Tatlı bir dekoru var Anda Karaköy'ün. Sevimli bir mekan olmuş. Birer kahve ve bir pancake tabağı söyledik. Kahveler standart lezzetteydi. Pancake tabağı oldukça lezzetliydi. Buraya kadar olan kısım benim için olumlu kısımlarıydı.



Hafta sonu öğleden sonra gittik biz Anda Karaköy'e. Öyle çok geç bir saatte değildi üstelik. Buna rağmen mekana girer girmez bize bu saatte burada ne işiniz var bakışlarına maruz kaldık mekanda. Menüyü elimize aldığımızda ise ikinci sıkıntı başladı. Mutfağımız kapandı dediler, zar zor bir pancake sipariş verebildik. Tüm bunlar yetmedi, siparişlerimizi mekanda yapılan temizliğin ortasında yiyip içmek zorunda kaldık. Sakin kafayla bir kahve içmek isterken, yediğimiz içtiğimiz her şeyi boğazımıza dize dize çabucak yedik içtik kalktık. Konsepti kahvaltı olan bir mekan olabilir. Ancak mekan hala müşteri kabul edebilir durumdayken böyle bir ortamla karşılaşmak açıkçası pek mutsuz etti bizi.

Tanışmamızın sıkıntılı olduğu Anda Karaköy ile ilişkimizi bu gidişle kısıtlı bırakmaya karar verdik.

7 Mayıs 2017 Pazar

İstanbul Gezilecek Yerler: İstanbul'da 1 Günlük Turist Olduk

Yazan Saat: 17:59


İstanbul'da 1 günlük turist olduğumuz, İstanbul'da gezilecek yerlerin olduğu posta hoş geldiniz. Bu hafta sonu için planımız uzun zaman önce hazırdı. Hafta sonlarını değerlendirmek adına İstanbul'a yakın şehirleri gezmek ne zamandır aklımızda olan bir şeydi. Taşınmamızın üzerinden 1,5 yıl geçtikten sonra bu planımızı hayata geçirmeye karar verdik. Bursa ile başlamaya karar verdik ve bundan birkaç hafta önce biletlerimizi aldık. Bu hafta sonu gitme günü gelip çattığında ise feribotu kaçırarak büyük başarıya imza attık. Feribotu kaçırmak bizim için şans mıydı, şanssızlık mıydı emin olamadık? Çünkü o gün Bursa'da hava aşırı yağmurluymuş. Olan biletlerimize oldu sadece.

Madem sabahın köründe yollara düştük. Hava yağmurlu olsa da günü değerlendirelim ve İstanbul'da turist olarak bir gün geçirelim istedik. İstanbul'un en bilindik tarihi yerlerini bir de benim gözümden dinlemeye hazır mısınız?

Sultanahmet Camii



Sultanahmet Camii 1609-1616 yılları arasında 1. Ahmet tarafından, Sedefkar Mehmet Ağa'ya yaptırılmıştır. Sultanahmet Camii'ne "Blue Mosque" denmesinin sebebi ise İznik çinileriyle süslü caminin kubbelerinin mavi ağırlıklı süslemelerle bezeli olması.



Türkiye'de 6 minareye sahip olan tek cami olan Sultanahmet Camii'nin, 6 minaresi yapıldığı zamanlarda epey sorun yaratmış. 1. Ahmet, Sedefkar Mehmet Ağa'dan altın kubbeli bir cami yapmasını ister. Altın kubbelerin hazineyi karşılayamayacağını bilen Sedefkar Mehmet Ağa "altın" kelimesini "altı" olarak anlamış gibi yaparak altı minareli bir cami yapar. 6 tane minareye sahip tek yerin kabe olması sebebiyle cami halktan çok tepki alır. Bunun üzerine Sedefkar Mehmet Ağa kabeye yola çıkar, 2 yıl sonra döndüğünde padişaha artık kabenin 7 minaresi olduğunun müjdesini verir.



Yapımında ilk kazmayı vuranlardan birinin camiyi yaptıran 1. Ahmet olduğu, inşaatı sırasında inşaattan aldığı toğrağı dışarı taşıdığı rivayet edilmektedir. Padişahın inşaattan taşıdığı toprağın Topkapı Sarayı'nda olduğu biliniyor.



Günümüzde her gün  yüzlerce ziyaretçinin akınına uğrayan Sultanahmet Camii, İstanbul'da Gezilecek Yerler listesinde ilk sıralarda yer alıyor.

Ayasofya



İstanbul'da Gezilecek Yerler listesi olur da içerisinde Ayasofya olmaz mı? Ayasofya olmadan böyle bir liste olmaz, olamaz.





Ayasofya'nın en eski hallerini benim kadar siz de merak ediyor musunuz? Ben Ayasofya'ya her gittiğimde o yıkık dökük halini gördükçe içim sızlıyor. Bir yıl içerisinde iki kez gittim. Restorasyon için bazı kısımları kapalıydı. Ancak ikinci gidişim daha büyük bir hayal kırıklığı oldu. neredeyse tamamına yakını restorasyon sebebiyle kapalıydı. Ancak ilginç olan ilk sefer gittiğimizde restorasyonda olan hiçbir yer yapılmadan yeni bir sürü alan kapatılmıştı. Ayasofya'yı neden bir tarihi miras olarak göremiyoruz? Neden cami de cami diye tutturuyoruz. Tarihe sahip çıkmak bana göre insanı bir sorumluluk.





Ayasofya'nın tarihine hepimiz az çok biliyoruz. Yeniden, yeniden anlatıp başınızı ağrıtmayacağım. Ayasofya ile ilgili dedikodu kısmı benim daha çok ilgimi çekiyor nedense. Çünkü hakkında bir sürü rivayet, bir sürü gizem var.





Mesela, söylencelere göre Ayasofya'yı yaptıran imparator İsa'nın çarmıha gerildiği çivileri Kudüs'ten getirtip gizli bir bölmeye saklamış. Ayasofya'nın bazı bölümlerinde kutsal emanetler bulunmasının sebebi ise Hz. İsa'nın Ayasofya'dan yeryüzüne ineceğine inanılması.





Ayasofya'ya ile ilgili en popüler rivayetler ağlayan/ terleyen sütunla alakalı. Kimi rivayet diyor ki imparator başını dayamış bu sütuna ağrısı geçmiş, kimisi diyor ki Meryem Ana'nın evinden gelen, gözyaşlarıyla eriyet sütun bu sütun. Her ikisinin de tek ortak noktası dileklerin kabul edildiğine inanılması.




Ayasofya'ya hayatımın geri kalanında da sık sık gideceğim. Çünkü içerisinde yaşadığım o tarihi hazzı çok seviyorum.



4 Mayıs 2017 Perşembe

Çengelköy'den Tatlı Bir Durak: Maia Chocolates

Yazan Saat: 15:39
Maia Chocolates Menu, Reviews, Photos, Location and Info - Zomato

İstanbul'da yaşayan herkesin en büyük sıkıntısı İstanbul'un kalabalık ve çok az yeşil olması. İstanbul denilinci ilk akla gelen yönlerinden biridir yeşil alan sıkıntısı. Ancak İstanbul'un bazı semtleri var ki, hakkını yememek lazım. O semtlere gittiğinizde İstanbul'dan uzaklaşmış gibi hissediyorsunuz. Çengelköy, İstanbul'un yeşil konusunda göz dolduran semtlerinden biri. Hal böyle olunca, biz de ara Çengelköy seferleri düzenliyoruz.



Bugüne kadar düzenlediğimiz Çengelköy seferlerimiz hep sahil tarafıyla kısıtlı kalmıştı. Dün ilk kez arka sokaklarını keşfe çıktık. İyi ki de yapmışız! Çünkü ara sokakları şahane mekanları saklamış içerisine. Bugün size Çengelköy'ün ara sokağında keşfettiğimiz şirin bir yerden bahsedeceğim.


Maia Chocolates



Çikolata cennetine hoş geldiniz. Çünkü Maia tam bir çikolata cenneti. İsim babası da ilk kakaoyu bulan ve ilk sıcak çikolatayı yapan Mayalardan geliyor. Maia kendi çikolatalarını üreten, minicik rengarenk, ferah bir mekan. Menüsünü eline aldığınızda da mekanda yaşadığınız o masalsılık bir kez daha içine alıyor. Menüde bulunan Rapunzel, Alice, Road Runner gibi seçenekler sizi masalsı bir diyara davet ediyor.



Hem dışarıda masalarında oturabilme seçeneğiniz olsa da, içeride bulunan salıncaklı masalar en ilgi çekici kısmı oluyor. Ancak benim tavsiyem salıncaklı masalara kanmadan kış bahçesine doğru yol almanız. Kış bahçesine ve rahat koltuklarına bayılmamak elde değil.



Gittiğimiz mekanlarda bizi dekorasyonu ve tatlarıyla beraber en etkileyen şeylerden biri de müzikleri oluyor. Yüksek sesle müzik çalan ya da kötü şarkı seçimleri yapan yerlerden rahatsız olup bir daha adım atmayabiliyoruz oraya. Maia, bu konuda da bizi memnun eden bir yer oldu. Playlistleri başarılı Türkçe şarkılardan oluşuyordu.



Peki Maia'nın kötü bir tarafı yok mu? Var efendim tabii ki... Bir mekan yapılmış ama içerisine bir tane lavabo konulmamış. Sizi bu durum ne kadar etkiler bilmiyorum ama bence ciddi bir eksik.



Çikolata severler için es geçilmemesi gereken bir yer Maia. Tüm çikolata severler listelerine eklemeyi ihmal etmesinler.

3 Mayıs 2017 Çarşamba

Biraz İran Mutfağına Ne Dersiniz? Reynun Iranian Restaurant

Yazan Saat: 16:24
Reyhun Iranian Restaurant Menu, Reviews, Photos, Location and Info - Zomato

İtiraf ediyorum damak tadı olarak tam bir Orta Doğu'luyum. Lübnan Mutfağı dedin mi, İran Mutfağı dedin mi akan sular duruyor benim için. Dünya mutfağı konusunda Türkiye'de en fazla çeşitlilik İstanbul'da. Hal böyle olunca merak ettiğimiz ülke mutfaklarının restoranlarını araştırmadan duramıyoruz. Güzel bir araştırmanın ardından da doğru o restorana yola koyuluruz.


Reyhun Iranian Restaurant 



Galatasaray Lisesi'ne varmadan sağa sapınca görüyorsunuz Reyhun İran Restoranı'nı. İçeriye girdiğinizde sizi diğer restoranlardan farklı bir atmosfer karşılıyor. Girdiğinizin bir Türk restoranı olmadığını ambiyanstan anlıyorsunuz.

İran yemekleriyle ilk kez burada tanışmış biri olarak, yemeklerin orjinal tariflerine yakınlığı konusunda fikir beyan edememeyeceğim. Ancak burada yediğim her şey çok lezzetliydi, onun size garantisini verebilirim. Bir Adanalı olarak kebapları benden tam puan aldı. Ancak pilav konusunda ekstra söyleyeceklerim var. Ben pirinç pilavından nefret ederim arkadaşlar. Burada da yemek söylediğimizde pilavını yememek konusunda kesin kararlıydım. Ancak yemeği getirdiklerinde pilavı denemem konusunda ısrar ettiler. Burada yediğim pilavı yedikten sonra bugüne kadar pilav yemediğimi fark ettim. Biz yemeğin yanına İran'a özgü ayrandan da söylemiştik ve onun lezzeti de bildiğimiz ayranlardan farklı.




Yemekler konusunda tek sıkıntım tuz derecesi oldu. Ancak ben tuzsuz yemeye alışkın bir insan olduğum için bana fazla gelmiş olabilir. Ancak baharatları itibarıyla İran Mutfağı biraz tuzlu bir mutfak bunu kabul etmek gerekli.

Reyhun İran Restoran ile ilgili deneyimimi süperden idare eder şekle dönüştüren ise sıkıntılı servis oldu. Yeterince ilgilenmemelerini geçtim, içeride bir dolu müşteri varken kendi aralarında yüksek sesle "servis ücreti" alınsın mı, alınmasın mı diye tartışıyorlardı. Şahsen bir müşteri olarak bu durum beni çok rahatsız etti. Yemekleri için gitmek istesem de, gitmek içimden gelmiyor.



Servisi hala sıkıntılı mı bilmiyorum ama yemekleri gayet lezzetli bir restoran Reyhun Iranian Restaurant.

Youtube Kanalım

İnstagram

Bumerang - Yazarkafe
Bumerang - Yazarkafe

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı